ABD’nin 50 kalibreye (12,7 mm.) kadar çapa sahip olan, manuel ve yarı otomatik hafif ateşli silah ihracatını kontrol politikaları 2020’nin başından itibaren ciddi gelgitler yaşadı. Bu yazıda, ABD’nin bu alanda son dönemdeki yalpalamalarını ve yaşanan gelişmelerin, aralarında Türk hafif silah imalatçıları da dahil olmak üzere diğer ülkeler üzerindeki yansımalarını incelerken; aynı zamanda Donald Trump yönetiminin çıkar gruplarıyla olan girift ilişkilerine de mercek tutmaya çalışacağız.
Washington, ateşli silah ihracatında uzun yıllar boyunca ulusal güvenlik hassasiyetlerini önceledi. Ancak bu stratejik tercihin, Amerikalı üreticiler üzerinde yadsınamaz ticari maliyetleri vardı. 2011’den itibaren Obama’nın reform girişimleri ve 2020’de “kongrenin gözetçisi” ve denetleme kuruluşu olarak faaliyet gösteren GAO’nun (Government Accountability Office) konuya dair yaptığı bir araştırma, hafif silah ihracatının ABD açısından ticari potansiyeli gözler önüne serdi.
Bu tespitin sonucu olarak, hafif ateşli silahların ihracat kontrol ve denetim görevi Dışişleri Bakanlığı’ndan alınarak Ticaret Bakanlığı’na bağlı olan Sanayi ve Güvenlik Dairesi BIS’e (Bureau of Industry and Security) verildi; böylece bu silahların dışsatımı kolaylaşmış oldu. BIS, bu yetki devriyle birlikte ‘sivil kullanım amaçlı’ olarak sınıflandırılan silahların askeri muadilleri kadar risk teşkil etmediği varsayımını resmileştirmiş oldu ve sonuç itibarıyla Amerikan hafif silah üreticileri dış pazarlara erişim imkânını genişletti. Yazının devamında görüleceği üzere, ABD’ndeki çıkar grupları ve lobiler de bu sürecin önemli mimarları arasında yer aldı.
Trump’ın Başkanlık yaptığı her iki dönem de, silah sanayiinin çıkarlarını ön planda tutulduğu dönemler olarak tarihe geçti. Örneğin, Eylül 2025’te Silahlı İnsansız Hava Araçları (SİHA)’nın diğer ülkelere teminin önündeki engelleri büyük ölçüde kaldıran çarpıcı düzenlemeler yapıldı. Trump yönetimi ve onu destekleyen lobi grupları, ihracat denetimlerini gevşetmek adına ‘küresel rekabet’ ve ‘devletin vatandaşa güveni’ argümanlarını birer kaldıraç olarak kullandı. Trump’ın birinci döneminde, ihracat lisansı geçerlilik süresinin daha uzun olması ve belge yükünün azaltılması gibi değişiklikler sıkça gündeme geldi.
Trump’ın iki başkanlık dönemde de sektörün büyük oyuncuları (örn. Ulusal Atıcılık Sporları Derneği -NSSF veya Ulusal Tüfek Derneği – NRA) ihracat kısıtlarının kaldırılması için aktif lobi faaliyeti yürüttüler. Bu simbiyotik ilişki ağı ve çıkar bağı çok net. Şöyle ki; ABD’ndeki silah imalatçıları NSSF ve NRA gibi çatı örgütleri finanse ediyor, bu örgütler de bu mali kaynağı kullanarak hem Trump gibi ticari-siyasi figürleri, hem de Akin Gump Law Firm gibi lobi şirketlerini destekliyor. Nihayetinde silah üreticilerinin hem bireysel silahlanma hem de hafif silah ihracatı konusundaki talepleri gerçekleşmiş oluyor.
Bloomberg’in paylaştığı bir veriye göre, NSSF’in 2021-2022 döneminde 260 senatör adayı mali olarak desteklendi. Bunlardan sadece dördü Demokrat, geriye kalanı ise Cumhuriyetçi kanattan oldu. Ayrıca NSSF gelirinin önemli bir kısmını teşkil eden, dünyanın en büyük ateşli silah fuarı olan SHOT Show’un da Amerikan Ticaret Bakanlığı ile birlikte organizatörü konumunda. Trump’ın lobi bağlantılarını ispatlar şekilde, SHOT Show’un 2016 yılında açılış konuşmacısı olarak Donald Trump seçildi.
ABD’nin 2005-2022 Döneminde Latin Amerika’ya Silah İhracatı
2021‐2023 periyodunda, Amerika içinde ciddi silahlı suç olayları,dışarıda ise dünyanın birçok ülkesinde Amerikan silahlarının karıştığı geniş çaplı şiddet olayları meydana geldi. Bu sorunlara bir çözüm olarak, Ticaret Bakanlığı Ekim 2023’te adı geçen ateşli silahların ve mühimmatının ihracatını 90 gün süreyle geçici durdurma kararı aldı. Kararda tek istisna, İsrail ve Ukrayna’ya yapılan ihracatlardı. Bakanlık bu konuda daha da ileri giderek, 2024 Nisan’ında Ateşli Silahların Lisans Gerekliliklerinde Değişiklik adlı Geçici Nihai Kural (IFR)yayınlayarak hafif ateşli silah ihracatını kısıtlamış oldu. Bu kural kapsamında:
36 “yüksek riskli hedef ülke” listesi oluşturuldu; bu ülkelere hafif ateşli silah ihracatına “reddetme karinesi” (presumption of denial) getirildi.
İhracat lisans geçerlilik süresi dört yıldan bir yıla indirildi.
İthalat sertifikası, alıcı kimliği ve satın alma belgesi gibi ek belge gerekliliği getirildi.
Bakanlık amaç olarak, silahların uyuşturucu kaçakçılarına, çetelere veya devlet dışı aktörlere sızmasını engellemek, insan hakları ihlallerine katkı sağlamamak, başarısız devletlerin çökmesine engel olmak, bölgesel istikrarsızlığı azaltmayı hedeflediğini açıkladı. Bu kararın alınmasında Uluslararası Af Örgütü, BM gibi kuruluşların raporlarına konu olmuş, ülkelerin kendi içindeki sorunlar etkili olmuştur. Yüksek riskli olduğu değerlendirilen 36 ülkenin hemen hepsi aktif uluslararası silahlı çatışma bulunan ülkeler olmakla birlikte, Kazakistan ve Malezya gibi görece istikrarlı ülkeler de listeye eklenerek risk algısının geniş tutulduğu gözlemlenmiştir. Demokrat Biden yönetiminin bu adımı, silah ihracatında yalnızca ekonomik kaygılarla değil, dış politika ve insan güvenliğini de hesaba kattığını göstermesi açısından önem arz etmektedir.
Bu yazının yazılmasına da neden olan gelişme, Trump yönetiminin, Eylül 2025’te Biden yönetiminin getirdiği bütün kısıtlamaları kaldırmasıdır. Yayınlanan Nihai Kural metninde, Biden yönetiminin politikaları eleştirilerek, Amerikan KOBİ’lerinin “yüzlerce milyon dolar değerinde satış kaybettiği” öne sürüldü. Bu kararla birlikte yapılan en önemli değişikliklerden birisi de hafif ateşli silah satışlarının Kongre’ye bildirilme gerekliliğinin kaldırılması oldu.
BIS’in bu politika değişikliğine yönelik bir diğer gerekçesi için önemli bir ipucu da veriyor: Amerika’nın çıktığı pazarlara Rusya ve Çin’in girmesi ihtimali. Bu gerekçe, Trump yönetiminin uluslararası ilişkilerde son derece realist olacağının veya Çin ve Rusya “tehlikesini” gerekçe olarak kullanacağının göstergesidir. Nitekim SİHA satışını mümkün hale getirmek için Füze Teknolojisi Kontrol Rejimi’nin (FTKR) ana bileşenlerinden birisini iptal etmesi de benzer bir adımdır.
Trump yönetiminin bu düzenlemesinin ABD’nin dış politika ve uluslararası itibarı açısından kesinlikle olumsuz sonuçları olacaktır. Salt ticari çıkarları önceleyen bu pragmatist yaklaşım, kısa vadede ekonomik getiri vadediyor olabilir; ancak uzun vadede hem Washington hem de dünya için artan tehlikelere kapı aralıyor.
Siyasi etkilerine değinmek gerekirse; denetimlerin zayıflaması nedeniyle, GAO’nun raporlarına da yansıdığı gibi, Amerikan imali silahlar, aracılar vasıtasıyla üçüncü ülkelere ulaştırılacak ve küresel çapta suça katkı yapılmış olacak. Örneğin bu günlerde şiddetlenen Sudan’daki iç savaşın, BM yaptırımlarına rağmen durmayan silah satışları sayesinde devam ettiği dile getiriliyor. Benzer şekilde, Asya, Amerika ve Afrika kıtalarındaki çatışmalar Amerikan ateşli silahları tarafından beslenmiş olacak.
Ticari etkisi ise; NSSF’in dile getirdiği, ABD’nin çıkmasıyla oluşmuş yıllık 500 milyon dolarlık bir pazar payının kim veya kimler tarafından dolduracağı sorusu üzerinde ele alınabilir. Tabii bu pazar esasen, Trump yönetiminin de ifade ettiği gibi, hem Çin ve Rusya gibi rakiplerin hem de dünyadaki diğer silah üreticisi ülkelerin doldurmaya çalışacakları bir boşluk. Ancak şimdilik bu boşluğun başkalarınca doldurulmasına gerek kalmadı, zira Trump yönetimi altında ABD pazara geri döndü. Uluslararası hafif silah pPazarında büyük oyuncu niteliğinde birçok silah üreticisi bulunmakla birlikte, Türk üreticilerin en büyük rakipleri Avrupa kökenli Glock ve Sig Sauer, ile ABD kökenli Smith-Wesson, Sturm Ruger ve Maverick Arms firmaları olacaktır. Bu firmaların bazıları doğrudan siyasetin içinde bulunmaları ve lobi gruplarıyla kurdukları bağlantıları sayesinde ihracat başvuru talepleri hızlı sonuçlanabiliyor. Türkiye için konuşacak olursak, hafif ateşli ilahların tümü başta İstanbul ve Konya olmak üzere ülkemizdeki firmalarca üretiliyor. Sektördeki kanaat önderlerinin ve Amerika’daki tüketicilerin ifadelerine göre Türk imali tabancalar tercih ediliyor. Dolayısıyla, spesifik olarak ABD ve genel manada da uluslararası hafif silah pazarlarında yaşanacak gelişme ve dönüşümler Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor ve ilgilendirmeye devam edecek.
Nihayetinde, ABD’nin genel olarak silah, özel olarak hafif ateşli silah ihracatı alanındaki adımları, ticari çıkarlar mı daha önemli, yoksa güvenlik mi?” sorusuna Trump yönetimince verilecek yanıtla yakından ilgili. Bu soruya verilecek yanıt yalnızca Amerika için değil, aynı zamanda silahların ulaştığı hedef ülkeler için ve ABD’nin bu alandaki rakipleri açısından da önemli sonuçlar doğuracak.
– İbrahim Tekeş
Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde “dış politikada liderlik” alanında yüksek lisansını, Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde ise “konvansiyonel silahların kontrolü” alanında doktora çalışmalarını tamamlamıştır. Menderes Stratejisi adlı kitabın yazarıdır. Silah Kontrolünün Sonu: Çok Kutuplu Bir Çağda Silah Kontrolünün Çöküşü adlı eseri şu anda yayın aşamasındadır.
Bu yazıya atıf için: – İbrahim Tekeş, "ABD’nin Hafif Ateşli Silah Politikası Nasıl ve Neden Değişti? – İbrahim Tekeş" Global Panorama, Çevrimiçi Yayın, 10 Şubat 2026, https://www.globalpanorama.org/2026/02/abdnin-hafif-atesli-silah-politikasi-nasil-ve-neden-degisti-dr-ibrahim-tekes/
Copyright @ 2025 Global Academy. Design & Development brain.work
Çevrimiçi olarak yayımlanan yazıların tüm telif hakları Panorama dergisine aittir. Aksi belirtilmediği sürece, yayımlanan yazılarda belirtilen görüşler yalnızca yazarına / yazarlarına aittir. UİK, Global Akademi, Panorama Yayın Kurulu ile editörleri ve diğer yazarları bağlamaz.
Bülten Aboneliği
Güncellemelerden haberdar olmak için bültenimize abone olun.