JEOPOLİTİK SUPER BOWL: Super Bowl sadece Super Bowl değildir! – Burak Korkmaz

2 Mart 2026
7 dk okuma süresi

ABD’de her sene Şubat ayının ikinci Pazar günü özel bir heyecan yaşanır. Tüm ülke, Amerikan Profesyonel Futbol Ligi’nin (NFL) final maçına (Super Bowl) odaklanır. Her şeyiyle Amerikalı olan Amerikan futbolu ve Super Bowl, Amerika’dan çok daha ötesinde bir etki alanına sahip. Öyle ki iletişim fakültelerinde yıllardır dünyanın en büyük medya olayı olarak anlatılır: Zira Super Bowl dünyanın dört bir yanında canlı yayınlanan bir medya olayıdır. ABD tarihinde en çok izlenen yayın olan Apollo 11’in Ay yüzeyine inişinin ardından neredeyse liste başında tamamen Super Bowl maçları yer alır. Geçen sene oynanan Kansas City Chiefs-Philedelphia Eagles maçı en çok izlenen yayın listesinde iki numaradayken, bu seneki Super Bowl da yaklaşık 125 milyon seyirci ile üç numaraya yerleşti. Sadece televizyon dünyasından bu kadar etkileşim alan bir medya olayının reklam kısmına da değinmek lazım. Super Bowl reklamları Amerikan popüler kültüründe ayrı bir yer tutuyor. Yiyecek, içecek sektörünün domine ettiği bu reklam kuşağında talep edilen rakamlar gerçekten çok yüksek seviyelere ulaşıyor. Bu sene 30 saniyelik bir reklamın ortalama fiyatı 8 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.

Amerikan futbolu, ABD için bir spor dalından çok daha fazlası. Her yıl milyonlarca insanın, hücum, savunma, özel takımlar, saha hâkimiyeti, süre vb. kavramlarla endoktrine edildiği, mükemmeliyete adanmanın, takım oyununun, evi savunmanın, meydan okumaya karşı koymanın, kısacası savaşın, sivil hayatın her unsuru ile tatbik edildiği ve sadece bir kazananın olduğu, hâkimiyet dininin bir ibadeti adeta. ABD, gücünü ve liderliğini spor ve sanatta ifade etmeyi çok iyi bilir. Maçın başında trans halindeki oyuncu ve koçların görüntüleri eşliğinde, ünlülerce söylenen ulusal marş, görev bölgelerinden canlı yayınlarla gösterilen askerler ve “…land of the free and the home of the brave (özgür insanların toprağı ve cesurların evi)” kısmı söylenirken askeri uçaklar ve/veya helikopterlerle yapılan geçiş, hâkimiyet dininin bu en önemli ritüeline askeri ve ulusal bir dokunuş katıyor. Bu bağlamda devre arasında yapılan gösteride, Latinler ve Batı Yarımküre hâkimiyetine dair işaretler öne çıkarılırken, giriş bölümünde Yahudi-Hıristiyan ABD’nin hatırlanmasına dikkat ediliyor denebilir. Zira bu sene ulusal marşı söyleyen Charlie Puth’un babası Katolik ve annesi Yahudi. Teknik olarak Yahudi olan Puth marşın sonuna geldiğinde, canlı yayının Orta Doğu’da görevli 332. Görev Gücüne bağlanması ve B1, F15, F18 ve F35’lerden oluşan geçiş filosu, ABD’nin bölgeye olan taahhüdünün ve askeri gücünün ortaya konması açısından dikkat çekiciydi. Özellikle Amerikan Donanmasının 1/3’ü şu günlerde Basra Körfezi ve komşu alanlarda savaş pozisyonu almışken.

Peki, bu sene Super Bowl’da neler oldu? 60. Super Bowl, New England Patriots karşısında 29-13 galip gelen Seattle Seahawks’ın oldu. Maçın ve Amerikan futbolunun detaylarında okuyucuyu boğmak gibi bir amacım yok. Ancak bazı teknik detaylara yer vermek lazım. Amerikan futbolunda, bu tür tek maçlık karşılaşmaların çok bilinen bir kuralı var. Eğer bir tarafın hızlı sayı üretebilen ve topa sahip çıkabilen bir hücumu yoksa, maçı çoğu zaman daha iyi savunma yapabilen takım kazanıyor. Zira hızlı sayı üreten takım karşı taraf üzerinde süre açısından baskı yaratarak, onu daha cesur hamleler yapmaya, yanlış kararlarla top hâkimiyetini kaybetmeye zorluyor. Dominant bir savunma ise, bir taraftan skorun açılmasını engelleyerek oyunu dengede tutarken, bazı durumlarda sayı üreterek rakibi daha da zor duruma sokabiliyor. Sezon istatistiklerine bakıldığında, yukarıdaki denklemin bu maç için de işlediği söylenebilir. Zira Seattle Seahawks ligin en başarılı savunma takımıyken, New England Patriots’un hücum açısından rakibinden çok da farklı bir sonuç ortaya koyamadığı görülüyor. Zaten bu durum maç boyunca da görüldü.

Super Bowl, yeri ve tarafları açısından da bir o kadar ilgi çekici oldu. Bir tarafta “ilerici” Amerika’nın, teknolojinin, alternatif rock sahnesinin, Washington’un temsilcisi Seattle Seahawks, diğer tarafta Mayflower mirasının, Doğu Müesses Nizamının, ezoterik Amerika’nın merkezi Massachusetts’in temsilcisi New England Patriots vardı. Yahudi-Hıristiyan değerlerinin bu kadar çok dile getirildiği bir hükümet döneminde adları Amerikan yerli kültüründen gelen merkezlerin takımları karşı karşıya gelirken, devre arası gösterisinin tümüyle İspanyolca yapılması ABD Başkanı Trump’un tepkisine de yol açtı. Maçı Türkiye’deki yayıncı kuruluş adına yerinde takip eden Oktay Çavuş’un gözlemlerine göre, ciddi bir Latin nüfusu olan California eyaletinde (40%) ve San Francisco (15%) özelinde stadyumu “beyaz” Amerikalıların doldurması ülkedeki sermaye yapısının bir göstergesi olarak düşünülebilir. ABD’nin Asya’ya açılan kapısı olarak nitelendirilen California’da Latin kökenli Amerikalıların 1 trilyon dolardan fazla ekonomik faaliyette bulundukları bilinmekle beraber, yüzlerce özel uçakla gelerek Robert Kraft’ın New England Patriots takımına, belki de Trump Hükümeti’ne, destek veren Beyaz Amerikalılar dışında kim bu kadar para ödeyerek maç izler, emin değilim. Özellikle de ABD’de işsizlik rakamları ve ekonomik durgunluk tartışmaları ayyuka çıkmışken.

Devre arasında yapılan gösteriye biraz daha değinmek lazım. Zira bence ne football sadece bir spor, ne de Super Bowl sadece bir maç. Doğal olarak bahse konu gösteri de aynı denklemin bir parçası olmalı. ABD’yi takip edenler için, bütüncül yaklaşım, hâkimiyetin her sütununda takip edilebilir olduğundan, burada da elinde çekiç olan etraftaki çivileri görüyor denebilir. Trump Amerika’sı, Batı Yarımküre’deki mutlak hâkimiyet iddiasını, gerek gördüğünde sert güç de kullanarak sürdüreceğini, söylemde ve eylemde kanıtladı. Belki gösterinin tümüyle İspanyolca yapılması tepki çekebilir, ancak muhteviyatı ABD’nin duruşuyla örtüştü. Özellikle son bölümde ABD’nin kutsanması (God Bless America) ve Arjantin’den Kanada’ya (Küba dâhil) tüm Amerika devletlerinin temsili, ABD liderliğinde Batı Yarımküre yaklaşımının tüm dünyaya ilanı oldu adeta. Dahası, ABD’nin Kuzeydoğusundaki eski güç merkezi ve Kuzeybatısındaki yeni güç merkezinin, Amerikan kültürünün bir tezahürü olan karşılaşmada karşı karşıya gelmesi ve devre arasında Latin Amerika’nın da sahiplenilmesi ile resim tamamlandı demek mümkün.

ABD kendisini mutlak hâkimiyetin kurumsallaşmış yapısı olarak resmediyor. Bunu bireyden, devlete tüm unsurlarıyla göstermeye bayılıyor. Ancak bu hâkimiyet iddiası Doğuda tam hız bir sınamaya doğru gidiyor. Buna sınamaya Jeopolitik Super Bowl diyebiliriz. Başkan Trump geriye bir miras bırakacak. Bu miras daha bölünmüş ve zayıflamış bir ABD mi, yoksa Soğuk Savaş’tan sonra ikinci Jeopolitik Super Bowl’unu kazanmış mutlak hâkimiyet sahibi ABD mi olacak? Bunu zaman gösterecek.

Burak Korkmaz

İsrail Dış Politikası üzerine çalışan bağımsız araştırmacı Burak Korkmaz,Türk Milli Savunma Üniversitesi’nden “Dış İlişkiler (FRUS) belgeleri bağlamında İsrail’in kuruluş sürecine ABD’nin etkisinin analizi” başlıklı teziyle 2023 yılında doktora derecesini almıştır.

Bu yazıya atıf için: Burak Korkmaz, "JEOPOLİTİK SUPER BOWL: Super Bowl sadece Super Bowl değildir! – Burak Korkmaz" Global Panorama, Çevrimiçi Yayın, 2 Mart 2026, https://www.globalpanorama.org/2026/03/jeopolitik-super-bowl-super-bowl-sadece-super-bowl-degildir-burak-korkmaz/

Bülten Aboneliği

Sosyal Medyada Paylaşın

PDF Kaydedin / Çıktı Alın

Copyright @ 2025 Global Academy. Design & Development brain.work

Çevrimiçi olarak yayımlanan yazıların tüm telif hakları Panorama dergisine aittir. Aksi belirtilmediği sürece, yayımlanan yazılarda belirtilen görüşler yalnızca yazarına / yazarlarına aittir. UİK, Global Akademi, Panorama Yayın Kurulu ile editörleri ve diğer yazarları bağlamaz.

Bülten Aboneliği

Güncellemelerden haberdar olmak için bültenimize abone olun.