İki Alman askeri Omaha Sahili’ne hâkim bir tepede ellerini kaldırmış, Amerikalılara teslim olmak istiyorlar. Ateş üstünlüğünü ele geçiren Ranger birliği tepeyi almış. İki Ranger teslim olmaya çalışan Almanlara yaklaşıyor ve ateş açarak onları öldürüyor. Biri diğerine defaatle soruyor: Ne dedi? Ne dedi? Asker ellerini göstererek cevap veriyor. “Look, I washed for supper. (Bak, yemekten önce ellerimi yıkadım.)” Er Ryan’ı Kurtarmak adlı filmden akıllarda kalan birçok sahneden sadece biri bu. Ancak ne yaparsanız yapın, birilerinin maliyete katlanmak zorunda olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bu buz gibi soğuk gerçeklik aklımızda kalsın.
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir hakkında günlerdir devam eden İran saldırılarında öldürüldükleri yönündeki söylentiler, İran Savaşı’ndaki bir ayrıntıdan çok daha fazlasıydı. Gerek Ben Gvir gerekse Netanyahu, kameralar önünde görüntü verseler de, kamuoyunda görüntülerin sahte olduğundan, yapay zekâ ile üretildiğine, hatta eski tarihli olduğuna kadar türlü senaryolar dile getirildi. Söylentilerin gerçekliğine dair somut bir ispat olmamasına rağmen İsrail hükümetinin bir biçimde düşük profil ortaya koymaya başladığını söylemek mümkün. Bu noktada, enformasyon savaşının gürültüsüne ve şehvetine kapılmadan neden düşük profilde kaldıklarını anlamaya çalışalım: Netanyahu nerede? Ben Gvir nerede?
Görsel 1. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu
Son görüntülerden ikisinin de hayatta ve görevlerinin başında olduğu anlaşılıyor, en azından şimdilik. Elbette “parmak saymalar”, videolarda uygunsuz detayları aramalar ve garip mesnetsiz iddialarla toplumsal görünürlük sağlama peşinde koşanlar, yine aynı noktaya varıyor: Videolar sahte ve ikisi de İran tarafından öldürüldü.
Bizim bunu bilmek veya doğrulamak gibi bir şansımız olmadığı için resmi kaynakların açıklamalarını kabul ederek işe başlayalım. Ancak yine aynı noktaya varıyoruz. Yaşıyorsalar da neden düşük profil ortaya koymaya başladılar; yoksa İsrail’de siyasi liderlik seviyesinde bir tehdit mi söz konusu?
Önce sözde suikastın faili olarak ifade edilen, ancak kendi liderliği tarafından böyle bir açıklamanın olmadığı İran’ı düşünelim. İran’ın füze ile Netanyahu’yu ve Ben Gvir’i öldürmesi çok ciddi bir iddia değil. Zira İran füzeleri büyük oranda etkisiz hale getiriliyor. İsrail’in şu ana kadar iyi çalışan bir erken uyarı ve hava savunma sistemi olan Demir Kubbe var. Sosyal medyada iddia edilen büyük yıkımlar gerçek olmadığı gibi, İran hava sahasında ABD-İsrail uçakları cirit atıyor. Ancak İsrailliler İranlıları çok iyi tanıyorlar. Karşılarındakilerin günlük konuları bir yana bırakırsak, 1400 sene önce işlenen bir suikastı bile affetmediklerini, bunun üzerinden bir inanç sistemi kurguladıklarını biliyorlar. İran dini liderinin, geniş manada dünya Şiilerinin liderinin, suikasta uğramasını, ailesinden kadın ve çocukların öldürülmesini unutmayacaktır ve bunun intikamını alacaktır. Ama dediğimiz gibi bunun füze ile olması pek olası değil. O zaman neden saklanıyorlar?
Son beş yıl göz önünde tutulduğunda İsrail’de çok sayıda karşı istihbarat (İKK-istihbarata karşı koyma) operasyonu yapıldı ve İran hesabına casusluk yapan birçok kişi ele geçirildi. İKK denildiğinde belki de okuyucunun aklına ilk gelenler İsrailli Araplar ve Filistinli Araplar olacaktır. Ancak bunun aksine, yakalanan kişiler Azerbaycanlı, İranlı ve İsrailli Yahudiler. Hatta İran’ın internet üzerinden bile elemanlama yaparak İsrail’e karşı sahada faaliyetler yürüttüğü anlaşıldı. ŞABAK, Holon, Beit Shemesh, Kfar Saba, Yeruşalim, Haifa, Tiberias, Ölü Deniz, Tel Aviv, Ramat Gan, Kiryat Yam, Rishon Lezion’da, İsrail limanları ve gemilerde yaptığı operasyonlarla İran hesabına çalışan şahısları ve grupları yakaladı. İsrailli liderlerin ortaya çıkmadığı böylesi anlarda şeytanın avukatlığını yapmak lazım. Acaba İsrail güvenlik servisleri ülke içinde Netanyahu ve Ben Gvir özelinde, bir ya da daha fazla suikast timini arıyor olabilir mi? Zira İsrail’de daha önce de üst düzey suikastlar yaşanmıştı. Filistinli teröristler tarafından öldürülen Turizm Bakanı Rehavam Ze’evi (2001) ve Yahudi terörist Yigal Amir tarafından öldürülen Başbakan Yitzhak Rabin (1995) bunların en bilinen iki örneği. Daha da önemlisi, İsrail’in neredeyse hiçbir düşmanına liderlik etme şansı vermediği, ABD başkanlık seçimleri sürecinde Donald Trump’a karşı suikast girişiminin yaşandığı bu dönemde neden olmasın?
Harita 1. İran faaliyetlerine karşı yürütülen operasyonlar
Düşününce insanın aklına başka soru işaretleri de takılmıyor değil. Örneğin, 7 Ekim sayesinde toplumsal muhalefetin bastırıldığı İsrail’de çok kısa süre öncesinde kadar IDF mensupları ile politik kadro arasında ciddi sorunlar yaşanıyordu. Zaten arada çok ciddi fikri ayrışma olduğundan olsa gerek, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir emniyet teşkilatını kendisine bağlı bir orduya dönüştürdü. İsrail içinde emniyette Kahanist bir oluşumun gücü elinde tuttuğuna dair iddialar muhalefet tarafından dile getiriliyor. IDF ise Netanyahu tarafından “Sparta” olarak tasvir edilen İsrail’in en önemli toplumsal birleştiricisi. Bu noktada siyasi yelpazede sağ ve sola dair renklerin iyice kaybolduğu İsrail’de temel ayrım noktası dinin toplumsal hayattaki yeri haline geldi. Yigal Amir solcu Başbakan Yitzhak Rabin’i öldürdüğünde, bunu dini motiflerle süslenen sağ bir anlayışla gerçekleştirmişti. Altalena’dan ve hatta Arlosoroff’tan bu yana birbirini tüketen İsrail sağı ve solunun hikâyesine hâkim olan Netanyahu acaba sistem içinden kaynaklanan bir hamleden mi çekiniyor?
Batı Şeria ve Mescid-i Aksa’nın statüsü sürekli bir tartışma konusuyken, İsrail’in içinde bu kadar birbirine diş bileyen yapı varken, İsrail vatandaşı Araplar ve Filistinli Araplar acaba ne kadar caydırıldı? Batı Şeria’da bırakın Filistinli Arapları, destek veren Yahudilerin bile silahlı “yerleşimci” teröristlerce hedef alındığı şu konjonktürde bu daha ne kadar sürdürülebilir? ABD’de yaşanan son sinagog saldırısında, saldırganın Lübnan’da ailesini kaybeden bir kişi olması, Yahudi düşmanlığının bir örneği olduğu kadar, yaşananların etkisinin kolay kolay geçmeyeceğini de göstermiyor mu? Toplumun her alanında iç içe yaşayan ve çalışan Arap sektöründen kaynaklanan bir tehdit mi var acaba? Daha da önemlisi, ABD ile kurulan koalisyon, gümrük duvarlarının, yerel kalkınmanın, ticaret kısıtlamalarının, izolasyonun, ABD liderliğinde ulus devletler tarafından şekillendirilen dünya ekonomisinin bir tezahürü. Bu yapının karşısında ise sınırsız küresel ticaret anlayışı var. Sürdürülen savaş sadece İran ve onun nükleer programı ile alakalı değil elbette. Herkesin burada kendine biçtiği rol ve elde etmek istediği sonuç ayrı. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan belirsizlik sonucunda küresel serbest ve sınırsız ticaret koalisyonu ciddi bir zarar görüyor. Bu kadar belirsizlik içinde acaba daha da derin bir komplo olabilir mi? Zira bu yapının İsrail’de ve dünya Yahudiliğinde de bir karşılığı var. Dahası, internette ve özellikle X mecrasında sürdürülen “yaşıyorsa kendini göstersin” kampanyası acaba yapılmak istenen ve engellenen bir sürecin stratejik iletişim faaliyeti mi?
Sonuç olarak, İsrail yönetici kadroları ilginç bir biçimde görünürlüklerini azalttılar ve bu dünya kamuoyunun dikkatini çekti. Savaşta bir ülke için çok şaşırtıcı olmayan bir durum bu. Ancak birçok merkezden aynı anda yükseltilen Netanyahu’nun ve Ben Gvir’in öldürüldüğüne dair kampanya çok sıradan bir olgu değil. Küresel olarak Yahudi düşmanlığının yeni zirveleri zorladığı şu günlerde, birilerinin hesabı ödemesi ve yeni bir sayfa açılması mı isteniyor diye sormadan edemiyor insan. Sonuçta teslim olan iki asker oldukları yere yığılıyorlar. O soğuk gerçeklik bir defa daha kulaklarımızda yankılanıyor. “Look, I washed for supper.”
Burak Korkmaz
İsrail Dış Politikası üzerine çalışan bağımsız araştırmacı Burak Korkmaz,Türk Milli Savunma Üniversitesi’nden “Dış İlişkiler (FRUS) belgeleri bağlamında İsrail’in kuruluş sürecine ABD’nin etkisinin analizi” başlıklı teziyle 2023 yılında doktora derecesini almıştır.
Bu yazıya atıf için: Burak Korkmaz, "“LOOK, I WASHED FOR SUPPER” – Burak Korkmaz" Global Panorama, Çevrimiçi Yayın, 1 Nisan 2026, https://www.globalpanorama.org/2026/04/look-i-washed-for-supper-burak-korkmaz/
Copyright @ 2025 Global Academy. Design & Development brain.work
Çevrimiçi olarak yayımlanan yazıların tüm telif hakları Panorama dergisine aittir. Aksi belirtilmediği sürece, yayımlanan yazılarda belirtilen görüşler yalnızca yazarına / yazarlarına aittir. UİK, Global Akademi, Panorama Yayın Kurulu ile editörleri ve diğer yazarları bağlamaz.
Bülten Aboneliği
Güncellemelerden haberdar olmak için bültenimize abone olun.