İspanya Kazanınca Gazzeliler de Kazanmış Sayılacak mı? – Bezen Balamir Coşkun

22 Temmuz 2026
6 dk dk okuma süresi

1980’lerde ve 1990’larda Türkiye’de ortaokul ve lise seviyesinde tarih dersi almış olanların hatırladığı ifadelerden biri “Birinci Dünya Savaşı’nda Almanlar yenilince Osmanlı’nın da yenilmiş sayıldığı”, diğeri de “İkinci Dünya Savaşı’nda Müttefikler savaşı kazanınca Türkiye’nin de kazanmış sayıldığı”dır. Bu cümlelerin farklı versiyonları, değişik durumları anlatmak için sık sık kullanılmıştır. İkinci ifadenin en net haliyle ruh bulduğu anlardan biri ise 23. FIFA Dünya Kupası’nın final maçı oldu. 19 Temmuz 2026’da dünyanın her köşesinden milyonlarca insan ortak bir sevinç ve gurur yaşadı; yani İspanya kazanınca kendilerini de kazanmış saydılar. Özellikle yıllardır işgal ve bombardıman tehdidi altında hayatlarını sürdürmeye çalışan Gazzeliler için İspanya’nın 23. FIFA Dünya Kupası’nı kazanması çok önemliydi. İspanya Milli Takımı kupayı kaldırdığında Gazze’deki Filistinliler en az İspanyollar kadar sevindi.

Simon Kuper’in 1994 yılında yazdığı “Düşmana Karşı Futbol (Football Against Enemy)” kitabında yer alan ve kısa zamanda efsane olan “Futbol hiçbir zaman sadece futbol değildir” sözü geçtiğimiz günlerde sona eren 23. FIFA Dünya Kupası’nı en iyi özetleyen cümlelerden biri oldu. Turnuva boyunca futboldan çok politika konuşuldu.

Şubat 2026’da başlayan ABD/İsrail-İran Savaşı henüz tam manasıyla sona ermeden İran Milli Takımı’nın pek çok üyesine vize verilmedi. Üst düzey bir hükümet yetkilisi, Trump yönetiminin “teröristleri Amerika Birleşik Devletleri’ne sokmak için bu sistemi kötüye kullanmalarına izin vermeyeceğini” belirtti. Vize alıp Dünya Kupası’na katılmak üzere ABD’ye gelebilen İranlı futbolcular ise Amerika’daki İran diasporasının protestolarının hedefi oldu. İranlı protestocular İran Milli Takım oyuncularını desteklemediklerini, onları insanları öldüren rejimin temsilcisi olarak gördüklerini açıkça belirttiler.

Turnuvanın başında yaşanan bir diğer talihsiz olay ise Somali’nin ilk FIFA kokartlı hakemi olan Omar Artan’ın ABD’ye sokulmaması ve Somali’ye geri gönderilmesi oldu. Donald Trump’ın göreve başlar başlamaz ilk icraatlarından biri olan, Somali’nin de dahil olduğu bazı ülkelerin vatandaşlarının ABD’ye sokulmaması kararı, başarılı hakem Omar Artan’ın ilk Dünya Kupası deneyimini daha başlamadan sona erdirdi. Dünya Kupası maçlarında hakemlik yapma hayali yıkılarak memleketine dönen Artan, Somali’ye döndüğünde bir kahraman gibi karşılanırken, Amerika karşıtı protestolar yaşandı.

Turnuva devam ederken kupaya ev sahipliği yapan ABD’nin Başkanı Donald Trump’ın, ABD’li forvet Folarin Balogun’a gösterilen kırmızı kartın gözden geçirilmesi için FIFA Başkanı Gianni Infantino’dan ricada bulunması ve bunun üzerine Balogun’un cezasının kaldırılarak Belçika’ya karşı oynaması, FIFA’nın güvenilirliğini gündeme getirdi. Buna karşılık Avrupa futbolunun yönetim organı UEFA da öfkeli bir açıklama yayınlayarak, FIFA’yı Balogun’un otomatik bir maçlık cezasını kaldırma kararının “anlaşılmaz ve haksız” olduğunu, “oyunun bütünlüğünü ve turnuvanın güvenilirliğini” zedelediğini iddia ederek Infantino’yu “kırmızı çizgiyi aşmakla” suçladı.

Yukarıda ancak birkaç tanesi sıralanan örneklerde de görüldüğü gibi, Trump’ın uluslararası sistemi kişisel dünya görüşü ve vizyonuna göre yeniden dizayn etme arzusu Dünya Kupası sırasında da kendisini gösterdi. ABD’nin, daha doğrusu Trump’ın istekleri doğrultusunda kuralların ve geleneklerin hiçe sayıldığı bir turnuva yaşandı. Tüm maçların “Super Bowl” havasında gerçekleşmesi, sahne şovları ve su molalarının bazı maçlardan daha fazla ilgi çekmesi, 2026 Dünya Kupası’nı Trump’ın gözünde “Dünya Kupası tarihinin en muhteşem turnuvası” yaparken, bazıları da 2026 Dünya Kupası’nı gülünç, bayağı bir sirk olarak değerlendirdi.

Siyasetin ve Trump’ın kaprisleri ile gösteriş merakının futbolun önüne geçtiği 2026 FIFA Dünya Kupası’nı unutulmaz kılan ise final maçı oldu. Influencerların, Hollywood yıldızlarının ve spor efsanelerinin izlediği, rahatlıkla bir Messi jübile şovuna dönüşebilecek İspanya-Arjantin finali bir anda İspanyollar, Filistinliler ve tüm dünyadaki Filistin destekçileri için kolektif bir duygudaşlık alanı oldu. Çalkantılı bir siyasi dönemde İspanyol Milli Takımı, İspanyollar ve İspanyol takımını destekleyen diğer halklar için gurur duyulacak çok şey sundu. İspanyol Milli Takımı’ndaki oyuncuların köken ve bölgelerinin çeşitliliğinde İspanya’nın ne olduğu ve ne olabileceğinin bir yansımasını gördü tüm dünya.

Uzun süredir Avrupa ülkeleri arasında G7, G20, NATO, BM gibi uluslararası örgütlerin liderlerinin bir araya geldiği zirvelerde gözlemlenen “Trump’ı eğleyelim, idare edelim” yaklaşımına karşı çıkan ve Trump’ı karşısına almaktan kaçınmayan tek lider İspanya Başbakanı Pedro Sanchez olmuştu. Sanchez’in dış politikasının bir sonucu olarak İspanya, 7 Ekim’den beri her platformda İsrail’e ve ABD’ye karşı Filistin’i desteklemeye başladı ve 2024 yılında Filistin devletini 1967 sınırları ile resmi olarak tanıdı. İspanya’nın anti-Trump/anti-Netanyahu siyaseti İspanya’yı Trump’ın nefret objesi haline getirdi. Donald Trump, ikinci görev döneminin büyük bir bölümünü İspanya’yı yetersiz askeri harcamaları ve Amerikan güçlerinin İran’daki operasyonları için İspanyol üslerini kullanmasına izin vermemesi nedeniyle eleştirerek geçirdi. Hatta Trump, İspanya’yı “umutsuz” olarak nitelendirdi, İspanyolları ise “kötü insanlar” diyerek aşağıladı.

Tam da bu ortamda İspanya’nın Arjantin’e karşı Dünya Kupası finalinde oynaması bu maçı bir vekalet savaşı alanına çevirdi. Filistinlilerin ve dünya üzerinde Filistin’i destekleyen halkların tartışmasız favorisi olan İspanya’ya karşı Netanyahu’nun final maçından önce basına Arjantin’i desteklediğini söylemesi, maçtan önce İsrail’in Arjantin Büyükelçisi’nin Netanyahu’ya Arjantin Milli Takımı forması hediye etmesi ve üzerinde bu forma ile Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei’yi arayarak başarılar dilemesi, İsrail’in İspanya-Arjantin finalinde safını belli ettiğini gösterdi.

İspanyol Milli Takım oyuncusu Faslı Müslüman bir aileden gelen Lamine Yamal’ın maçtan sonra Filistin bayrağı sallayarak kutlamalara katılması, başta Gazze’de yaşayanlar olmak üzere tüm dünyadaki Filistinlilerin İspanyol Milli Takımı’nı bağırlarına basması ve İspanya’nın oynadığı her maçın Filistinlilerce hararetle takip edilmesi ile İsrail-Filistin çatışması olarak simgeleşmesi, 23. FIFA Dünya Kupası final maçını Filistinliler için unutulmaz bir hale getirdi. Hatta İspanya’nın Arjantin’i yenerek FIFA Dünya Kupası’nı kazanmasının ardından Filistin Devleti’nin resmi X hesabında yapılan bir paylaşımla, İsrail’le alay edildi.

İspanyollar kazandığında Gazzeliler de kazanmış sayıldı mı bilmiyoruz, ama İspanyolların kendileriyle aylardır dalga geçen Trump’tan intikam aldıkları kesin. 19 Temmuz günü, birkaç ay önce İspanya’yı “ezik” olarak nitelendiren Trump, kendi zaferi haline getirmek için uğraştığı Dünya Kupası’nı Başbakan Pedro Sánchez, Kral Felipe VI ve bir milyardan fazla küresel televizyon izleyicisinin önünde İspanya Milli Takımı’nın kaptanı Rodri’ye verdi. Maç başlamadan önce Arjantin’in süper yıldız forveti Messi’ye atıfta bulunarak “Messi’ye karşı bahis oynamak zor” diyen Trump, maç boyunca Felipe, Kraliçe Letizia ve Sánchez ile aynı sırada oturdu ve bir ara kalkıp her birinin elini sıktı. Maçın sonunda Trump, sahaya indi ve FIFA Başkanı Infantino ile birlikte şampiyonlara turnuvanın altın kupasını takdim etti. Bu da İspanyolların Trump’tan intikamını alması olarak yorumlandı. Kupa İspanya Milli Takımı’nın elinde havaya kalktığında, Filistinliler de en az İspanyollar kadar mutlu ve gururluydu.

Bezen Balamir Coşkun

Profesör Dr. Bezen Balamir Coşkun, barış çalışmaları ve güvenlik konularında uzmanlaşmış bir uluslararası ilişkiler bilim insanıdır. Birçok ulusal ve uluslararası yükseköğretim kurumunda ve araştırma merkezinde çalışmıştır. İzmir Politika Merkezi’nin kurucusu ve yöneticisidir. Şu anda Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde profesör olarak görev yapmaktadır. Araştırmalarını yürütmek için çeşitli ulusal ve uluslararası kurumlardan hibeler almıştır. Çalışma alanlarından konferans bildirileri ve sunumları, ayrıca yayınlanmış makale, kitap bölümü ve politika özetleri vardır. Dr. Selin Yıldız ile birlikte yazdığı ve Cambridge Scholars tarafından yayınlanan “Türkiye-Suriye Sınırında Karşılaşmalar” adlı bir kitabı vardır. İnan Ruma ile birlikte dış politika analizi üzerine Türkçe bir kitap derlemiştir.

Bu çalışmaya atıf için: Bezen Balamir Coşkun, "İspanya Kazanınca Gazzeliler de Kazanmış Sayılacak mı? – Bezen Balamir Coşkun" Global Panorama, Çevrimiçi Yayın, 22 Temmuz 2026, https://www.globalpanorama.org/2026/07/ispanya-kazaninca-gazzeliler-de-kazanmis-sayilacak-mi-bezen-balamir-coskun/

Bülten Aboneliği

Sosyal Medyada Paylaşın

PDF Kaydedin / Çıktı Alın

Editörün Seçtikleri

Copyright @ 2025 Global Academy. Design & Development brain.work

Çevrimiçi olarak yayımlanan yazıların tüm telif hakları Panorama dergisine aittir. Aksi belirtilmediği sürece, yayımlanan yazılarda belirtilen görüşler yalnızca yazarına / yazarlarına aittir. UİK, Global Akademi, Panorama Yayın Kurulu ile editörleri ve diğer yazarları bağlamaz.

Bülten Aboneliği

Güncellemelerden haberdar olmak için bültenimize abone olun.