Başbakan Andy Burnham Nereye Koşuyor? – Bahri Yılmaz

7 Ağustos 2026
6 dk dk okuma süresi

Andy Burnham, “Kuzeyin Kralı” olarak da adlandırılıyor, son on yıl içinde Birleşik Krallık’ın  yedinci başbakanı olarak 10 Downing Street’e adım attı. 403 İşçi Partisi milletvekilinden 379’unun desteğiyle, parti grubu Haziran ayında Avam Kamarası’na giren Burnham’ın arkasında kenetlendi. Eski Manchester Belediye Başkanı Burnham, Makerfield ara seçimlerini kazanarak Parlamento’ya döndükten yalnızca birkaç hafta sonra, İşçi Partisi milletvekillerinin ezici desteğiyle liderlik koltuğuna oturdu.

Birleşik Krallık’ın yeni başbakanı Andy Burnham’ın politikaları ile ilgili konulara geçmeden önce, kendisini kısaca tanımakta fayda var. Başbakan Burnham, 1970’de Liverpool’da doğdu. Cheshire’daki sakin bir banliyö köyü olan Culcheth’te büyüdü. Babası British Telecom’da mühendis, annesi ise bir aile hekiminde resepsiyon görevlisiydi. Ailesi İşçi Partisi’nin sıkı destekçisiydi. Burnham Katolik bir ailede büyüdü ve yerel kilisede görev yaptı. Burnham, Newton-le-Willows’taki St Lewis Katolik İlkokulu ve St Aelred’s Roma Katolik Lisesi’nde eğitim gördü. Burnham da siyasete erken yaşta ilgi duymaya başladı. Koyu bir Everton taraftarı olan Burnham, çocukluğunda spor tutkunu biri olarak hatırlanıyor. Katolik okulundan mezun olduktan sonra, Andy Burnham, Cambridge Üniversitesi’nde İngiliz Dili ve Edebiyatı okudu. Fitzwilliam Koleji’nin öğrencisi idi. İlginç bir not, Singapur’un ünlü devlet başkanı Lee Kuan Yew de aynı kolejde hukuk eğitimini tamamlamıştı.

Üniversiteden sonra, Burnham Londra’ya taşındı. 1991’den 1994’e kadar özel bir şirkette gazeteci olarak çalıştı, Daha sonra Kültür Bakanı Chris Smith’in özel danışmanı oldu. 2001 yılında ise Manchester yakınlarındaki Leigh bölgesinden milletvekili seçildi. Burnham, Tony Blair döneminde alt düzey bakanlık görevlerinde bulundu.

Gordon Brown döneminde ise kabineye girdi; Hazine Birinci Sekreteri, Kültür Bakanı ve Sağlık Bakanı olarak görev yaptı. Bu hızlı yükseliş, onu İşçi Partisi’nin genç ve parlak isimlerinden biri haline getirdi. Burnham, 2017’de Westminster’dan ayrıldı ve Manchester’ın seçimle gelen ilk büyükşehir belediye başkanı olmak için yarıştı. Oyların yüzde 60’ından fazlasını alarak ve 2021’de daha da büyük bir farkla yeniden seçildi.

Öncelik bekleyen yapısal Ekonomik Reformlar

Birleşik Krallık 21. yüzyılda da dünya çapında gücünü ve etkisini hala sürdürmesine rağmen, bir zamanlar üzerinde güneşin batmadığı Britanya imparatorluğu, son OECD 2026 raporuna göre, ciddi ciddi yapısal sorunlarla karşı karşıya bulunuyor. Bunların arasında, yatırımların azalması, zayıf verimlilik artışı, imalat ve istihdamdaki yapısal gerileme, değişken enerji fiyatları, bütçe açıkları nedeniyle artan maliye politika baskısı , büyük bölgesel eşitsizlikler, uluslararası rekabet eksikliği ve kamu hizmetlerine ayrılan kaynakların yetersizliği gibi sorunlar yer alıyor.

Ülkenin en önemli sorunlarından birisi de, ülke nüfusunun yaşlanmasıdır. 2025 yılına kadar Birleşik Krallık’ta 65 yaş ve üzeri nüfus 14 milyonu aştı; bu rakam, toplam nüfusun beşte birine ve çalışma çağındaki nüfusun yaklaşık üçte birine denk geliyor. Öte yandan, GSYİH’nın %17,5’ini oluşturan ve çalışan nüfusun %18’ini istihdam eden sanayi sektörü, esas olarak düşük verimlilik nedeniyle dünya piyasalarında rekabetçi konumunu kaybediyor. Buna karşın, Birleşik Krallık ekonomisinin belkemiğini oluşturan, GSYİH’nin %72,5’ini ve istihdamın %81’inden fazlasını temsil eden üçüncül sektör hizmetler sektörüdür. Hizmet ihracatı yarım trilyona ulaşarak Birleşik Krallık GSYİH’sinin yaklaşık %20’sini oluşturmuştur.  Bilindiği üzere, imalat sektörü (veya sanayi sektörü), katma değeri daha yüksek olan, GSYİH’ye daha büyük katkı sağlayan ve istihdamı artıran ulusal ekonomilerin itici güçlerinden biridir. Bir başka deyişle, bugün Birleşik Krallık ekonomisini ayakta tutan iki ekonomik sektör vardır: Birincisi, hizmetler sektörü, ikincisi de finans sektörüdür. Londra’nın Avrupa’nın en büyük finans merkezi olarak konumu Brexit  sonrasında çok fazla etkilenmemiştir.

Bir dizi faktör, Başbakan Burnham’ın geleceğini belirleyecektir. Bunlar arasında, hükümetin doğru ve etkin ekonomi politikası uygulaması, değişen küresel rekabet koşullarına uyum sağlaması, inovasyon yatırımlarını hayata geçirmesi ve yeni teknolojilerin üretimde kullanılması konuları yer almaktadır. Kısacası, yeni başbakanın başarısı, yapısal reformların sürdürülmesine ve aynı zamanda kararlı bir makroekonomik ve maliye politikalarının izlenmesine bağlı olacaktır.

Başbakanın  Programında Başka Neler Var?

Andy Burnham başbakan seçildikten sonra, BBC Panorama’da, gazeteci, Laura Kuenssberg ile yaptığı konuşmayı izledim. Kendisine Trump ile yaptığı telefon görüşmesi ve Trump’a olan güveni soruldu. Bu konuda, ABD ile ilişkilerinde, Britanya’nın ulusal çıkarlarının önceliğinden bahsetti.  Bir sonraki soru da, sosyal yardımlarda yapılacak kısıtlamalar ve vergi sisteminde yapılacak değişiklikler ile ilgiliydi. Burnham, başbakan olarak yaptığı ilk konuşmada evsizliği sona erdireceğine söz verdi. Evsiz insanları en kısa sürede sokaklardan kurtarmak için üç yıl boyunca 340 milyon sterlinlik ek kaynak ayrıldığını açıkladı. Burnham, genel olarak Keir Starmer’ın daha solunda yer aldığı kabul ediliyor. Kendisi, “Manchesterizm” olarak adlandırdığı modeli ülke çapında yaygınlaştırmak istediğini açıkladı. Bu terimle, geçmişte daha az yatırım alan bölgelere ve insanlarına Londra’dan daha fazla ilgi ve karar yetkisi aktarılmasını istiyor. Ada’ya gelen yoğun göçmen ve sığınmacı akımını sınırlaması üzerinde duracaklarını ve Ukrayna’ya yardıma devam edeceklerinin altını çizdi. Tüm bu gelişmelerin yanısıra, Başbakan Burnham’ın politikalarını iki ana grupta toplayabiliriz.

İç politika

Başbakan Andy Burnham’ın siyasi önceliklerinde ilk sırayı iç politika alıyor. Manchester’deki başarılarından yola çıkarak, “devolution”u – yani yetkilerin ulusal düzeyden bölgesel veya yerel düzeye devredilmesini – gelecekteki politikalarının odak noktasına koyuyor. Burnham, savunma harcamalarının artırılmasını, daha güçlü bir savunma sanayisi yoluyla bölgesel ekonomi alanlarını güçlendirme ve yeniden sanayileşmeyi teşvik etme hedefiyle açıkça ilişkilendiriyor.  Altyapı, konut, ulaşım ve bölgesel ekonomik kalkınmaya ağırlık verirken, kendi deyimiyle “damlama ekonomisi”ne (“trickle-down economics)[1] karşı çıkmıştır. Associated Press’in haberine göre, öncelikleri arasında mesleki eğitim, gençlerin istihdamı, daha düşük enerji faturaları ve daha ucuz demiryolu seyahati de yer almaktadır.

Dış Politika: Avrupa Birliği Yakınlaşması

Andy Burnham, “… daha karanlık bir dünyayla yüzleşmek için Birleşik Krallık’ın sert gücünü yeniden inşa etmeliyiz..” diyor. Avrupa politikası konusunda, İşçi Partisi’ndeki pek çok kişi gibi Brexit karşıtları arasında yer alıyor. Brüksel’in yanı sıra , Berlin ve Paris ile  E3 formatında daha sıkı bir işbirliğini savunuyor. Öncelikleri arasında, yasadışı göçle mücadele, ekonomik güvenlik ve terörizm veya dezenformasyon gibi dış tehditlere karşı birlikte mücadele etmek  yer alıyor. Başlangıç noktası olarak, savunma işbirliği gösterilebilir. Burnham’ın bölgesel yeniden sanayileşmeye odaklanması ve AB ile daha sıkı bir işbirliği teklifiyle birleştiğinde yeni ufuklar açılabileceğini düşünüyor. Anlaşılan, bir önceki Başbakan Starmer’in ABD’ye mesafeli ve AB’ye daha yakın yaklaşımını devam ettireceğinin  işaretlerini veriyor.

Özet olarak, Britanya toplumu yeni başbakandan büyük bir yapısal değişim beklentisi içerisinde bulunuyor. Manchester Belediye Başkanı olarak gösterdiği üstün performansı bu sefer ülke genelinde yerine getirmesi bekleniyor. Umarız başarılı olur.


[1] “Damlama ekonomisi veya damlama teorisi” bu terim, üst düzeyde yer alan ve öncelikle ülkenin varlıklı bireyleri ve büyük şirketleri destekleyen, hükümetlerin vergi ve harcama politikalarını eleştirmek için kullanılmaktadır.

Bahri Yılmaz

Prof. Dr. Bahri Yılmaz, AB Ad Personam Jean Monnet Profesörü ve Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nde Ekonomi dalında emekli profesördür. 1997 ile 2002 yılları arasında Ankara’daki Avrupa Birliği İşleri Devlet Bakanlığı’nda Baş Danışman olarak görev yapmıştır. Cambridge’deki Wolfson ve Pembroke Kolejleri’nde, Oxford’daki St. Antony’s Koleji’nde, Seul’deki Kore Kalkınma Enstitüsü’nde, Berlin’deki Stiftung Wissenschaft und Politik (SWP)’te, Kiel’deki Institute für Weltwirtschaft (IfW)’te, Floransa’daki Avrupa Üniversitesi Enstitüsü’nde (EUI) ve Harvard Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Merkezi’nde (CES) misafir araştırmacı olarak bulunmuştur.

Bu çalışmaya atıf için: Bahri Yılmaz, "Başbakan Andy Burnham Nereye Koşuyor? – Bahri Yılmaz" Global Panorama, Çevrimiçi Yayın, 7 Ağustos 2026, https://www.globalpanorama.org/2026/08/basbakan-andy-burnham-nereye-kosuyor-bahri-yilmaz/

Bülten Aboneliği

Sosyal Medyada Paylaşın

PDF Kaydedin / Çıktı Alın

Copyright @ 2025 Global Academy. Design & Development brain.work

Çevrimiçi olarak yayımlanan yazıların tüm telif hakları Panorama dergisine aittir. Aksi belirtilmediği sürece, yayımlanan yazılarda belirtilen görüşler yalnızca yazarına / yazarlarına aittir. UİK, Global Akademi, Panorama Yayın Kurulu ile editörleri ve diğer yazarları bağlamaz.

Bülten Aboneliği

Güncellemelerden haberdar olmak için bültenimize abone olun.