Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğrencilerinin Avrupa Birliği Algısı – Erhan Akdemir

18 Haziran 2026
10 dk dk okuma süresi

Bu çalışma,     Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğrencilerinin Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Hakkındaki İlgi, Algı, Tutum, Davranış ve Bilgi Birikimlerinin Ölçülmesi ve Farkındalıklarının Artırılması başlıklı bilimsel araştırma projesinin özetini sunmaktadır. Çalışma betimleyici ve nicel araştırma desenine dayanmaktadır. Araştırmanın amacı, 2025 yılı itibariyle Anadolu Üniversitesi İktisat fakültesi uluslararası ilişkiler programına aktif kayıtlı olan öğrencilerin AB’ye ve AB’nin eğitim ve gençlik programlarına yönelik algı tutum ve değerlendirmelerini ortaya koymaktır.

Bulgular ve Yorumlar

Çalışma kapsamında elde edilen bulgular 2025 yılı itibariyle Anadolu Üniversitesi, İktisat Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencilerinin Avrupa Birliği’ne yönelik algılarının çok boyutlu bir yapı sergilediğini göstermektedir.  Araştırmaya toplam 619 öğrenci katılmıştır. Ankete katılan öğrencilerin demografik dağılımları incelendiğinde katılımcıların %50,9’u erkek (n=315), %48,1’i kadın (n=298) olup %1’lik bir kesim (n=6) cinsiyet bilgisini belirtmemiştir.

Araştırmada uygulanan betimleyici analizler, ankete katılan öğrencilerin önemli bir bölümünün AB’ye tam üyeliği desteklediğini ve olumlu bulduğunu göstermektedir. Araştırmaya katılan öğrencilerin %79,5’i (n=492) AB’ye tam üyeliği desteklerken %20,5’i (n=127) tam üyeliği desteklemediğini belirtmiştir.

Bu verileri “Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğrencilerinin Avrupa Birliği Algısı” çalışmasının sonuçlarıyla karşılaştırdığımızda 745 öğrencinin katılım gösterdiği 2017 tarihli ankette, katılımcıların %61’i Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılımını desteklerken %39’u ise desteklemediğini dile getirmiştir (Akdemir, 2017).

2017 yılında öğrencilerin yaklaşık %60’ı Türkiye’nin AB üyeliğini desteklerken, 2025 yılında bu oran yaklaşık %80’e yükselmiştir. Bu durum, AB üyeliğine verilen destekte yaklaşık 20 yüzde puanlık bir artış yaşandığını göstermektedir. Bu bulgu, Türkiye’nin geleceğini Avrupa ile entegrasyon çerçevesinde değerlendirme eğiliminin güçlendiğine işaret etmektedir. Aynı şekilde, 2017’deki lisans öğrencileri ile 2025’teki “Z/Alpha” kuşağı temsilcileri arasında dünyayı algılama ve küreselleşmeye bakış açısında farklılıklar bulunduğu söylenebilir.

Grafik 1. Sizce Türkiye AB’ye ne zaman tam üye olabilir?

Katılımcıların üyelik sürecine bakış açıları “Sizce Türkiye AB’ye ne zaman tam üye olabilir?” sorusu ile ölçülmüştür. Katılımcıların AB üyeliğine yönelik güçlü desteklerine rağmen, önemli bir bölümü Türkiye’nin AB’ye hiçbir zaman üye olamayacağını düşünmektedir. Katılımcıların %46,4’ü (n=287) Türkiye’nin hiçbir zaman AB’ye üye olamayacağını düşünmektedir. Buna karşılık %53,6’sı Türkiye’nin AB’ye tam üye olabileceğini ancak bunun zaman alacağını belirtmiştir.

2017 verileri de benzer sonuçlara işaret etmektedir. 2017 araştırmasına katılan öğrencilerin 381’i (%51’i) Türkiye’nin AB’ye hiçbir zaman üye olamayacağını belirtmişken, 167’si (%22’si) 11–20 yıl arasında, 123’ü (%17’si) 5–10 yıl arasında, 74’ü (%10’u) ise 21–50 yıl arasında üye olabileceğini düşünmüştür.

2017 ve 2025 verileri karşılaştırıldığında, Türkiye’nin AB’ye tam üye olabileceğini düşünen katılımcıların oranının %49’dan %53,6’ya yükseldiği görülmektedir. Bu artış, gençlerin Avrupa Birliği üyeliğini tamamen dışlamadıklarını ve üyeliğin uzun vadede mümkün olduğuna inandıklarını göstermektedir. 2017’de hem üyeliğe destek hem de üyeliğe inanç daha düşük seviyelerdeyken; 2025 yılında öğrencilerin AB’ye üyeliği daha çok istemekte (%79,5) olduğu, ancak buna ulaşmanın hala zor ve zaman alıcı olduğunu düşündükleri söylenebilir. Bu durum, gençlerin AB değerlerine ve entegrasyonuna olan normatif bağlılığının artması, ancak reel-politik süreçlere duyulan güvensizliğin devam ettiği şeklinde yorumlanabilir. Bu doğrultuda Türkiye’nin AB üyeliğine verilen yüksek desteğin önemli nedenleri arasında da bu durumu dile getirmek doğru olacaktır.

Grafik 2. Sizce Türkiye–AB ilişkilerinde en büyük sorun nedir?

Çalışmanın bir başka önemli bulgusu “Sizce Türkiye–AB ilişkilerinde en büyük sorun nedir?” sorusunun yanıtıdır. Katılımcılara göre Türkiye–AB ilişkilerindeki temel sorunlar iç sorunlardan kaynaklanmaktadır. Bu iç sorunların başında insan hakları alanındaki sorunlar, Türkiye’de demokrasinin gelişmemiş olması, Türkiye’nin ekonomik sorunları, Türkiye ile AB arasındaki din farklılığı ve Kıbrıs sorunu yer almaktadır. Katılımcılara göre ikili ilişkilerdeki en güçlü sorun algısı insan hakları alanındaki sorunlar ve demokrasi eksikliğinden kaynaklanmaktadır.  Bu bulgu 2025 yılında Türkiye–AB ilişkilerindeki sorunun tek taraflı yorumlanamayacağını iç siyasal yapının da bu ilişkiyi etkilediğini göstermektedir. Ayrıca kimlik, tarihsel anlaşmazlıklar ve nüfus gibi sorunların ikincil düzeyde sorun olarak algılandığını ortaya koymaktadır.

Grafik 3. Sizce Türkiye AB ilişkilerinde en büyük sorun nedir? (2017)

2017 verile göre göre, Türkiye-AB sürecindeki en büyük sorun %35 ile din farklılığı olarak görülürken, %21’lik bir kesim ise demokrasi eksikliğini temel sorun olarak işaret etmektedir (Akdemir, 2017).

Türkiye-AB ilişkilerindeki yapısal sorunlara ilişkin ifadeler 5’li Likert ölçeği ile ölçülmüş ve ortalamalar üzerinden değerlendirilmiştir. Bulgular, insan hakları, demokrasi, ekonomi ve diğer başlıklarda ortalamaların 3’ün üzerinde olduğunu göstermektedir. Türkiye’nin hiçbir zaman AB’ye üye olamayacağını düşünen katılımcıların ekonomik sorunlar, demokrasi ve insan hakları, Kıbrıs meselesi, din farklılığı ve AB’nin terörle ilişkilendirildiğine dair algılar gibi başlıklarda ortalamaların 5’li Likert ölçeğine göre 3’ün üzerindedir. Türkiye’nin AB üyeliğine hayır diyenler, din konusunu daha büyük bir sorun olarak değerlendirmiştir. 5’li Likert ölçeğine göre bu sorudaki ortalamalar evet diyenler için 3,39 hayır diyenler 3,76’dır. 

Grafik 4. Sizce AB’nin karşı karşıya olduğu en önemli sorunlar nelerdir?

Çalışmada, katılımcıların Avrupa’daki güncel gelişmeleri ne kadar yakından takip ettikleri ve AB’nin güncel krizlerine yönelik algıları da ölçülmüştür. Bu kapsamda katılımcılara “Sizce AB’nin karşı karşıya olduğu en önemli sorunlar nelerdir?” sorusu sorulmuştur. Elde edilen veriler, katılımcıların AB için demografik ve sosyo-politik riskleri en önemli sorun alanları olarak gördüğünü göstermektedir. Katılımcıların %71,4 AB nüfusunun yaşlanmasını ve %69,1 göçü AB’nin karşı karşıya olduğu en önemli tehdit olarak tanımlamıştır. Orta düzeyde önem atfeden sorunlarda ise ırkçılık (%55,7), işsizlik ve ekonomik kriz (%46,8) ile enerji sorunları (%39,7) yer almaktadır.  Bu sonuçlar, katılımcıların AB için yapısal bir dönüşüm krizi yaşadığını düşündüklerini ortaya koymaktadır.  Diğer yandan terörizm, çevre sorunları ve yeni üye kabulü düşük tehdit olarak işaretlenmiştir. Katılımcılar bu sorunların AB açısından ikincil önemde sorun olduğunu düşünmektedir.

Grafik 5. Sizce AB’nin karşı karşıya olduğu en önemli sorunlar nelerdir? (2017)

2017 araştırma sonuçlarına göre ise, katılımcılar AB’nin öncelikli sorununu %28 oranında ekonomi ve istihdam odaklı görmekte; ancak nüfus yaşlanması ve göç gibi yapısal/sosyolojik sorunları da toplamda %44 gibi ağırlıklı bir oranla (her biri %22) ikinci sıraya yerleştirmektedir. Terörizm ise %10 ile bu sorunlar hiyerarşisinde daha geride kalmaktadır (Akdemir, 2017).

2017 ve 2025 verileri karşılaştırıldığında özellikle, 2017 yılında katılımcıların AB’nin sorunlarını “ekonomi ve istihdam” (%28) üzerinden yorumladığı söylenebilir. 2025 yılında ise nüfus yaşlanması (%71,4) ve göç (%69,1) gibi sosyo-politik ve demografik sorunların önemli bir artışla listenin başına yerleşmesi, öğrencilerin AB’nin “gelecekteki varlığını” tehdit altında gördüğü yorumu yapılabilir.

2025 verilerinde ırkçılığın %55,7 ile çok yüksek bir oranda “orta-üst” tehdit olarak görülmesi, Avrupa’da yükselen aşırı sağın Türkiye’deki gençler tarafından yakından takip edildiği ve AB’nin demokratik kimliği için ciddi bir risk olarak tanımlandığı yorumu yapılabilir.    

Grafik 6. Kişisel olarak AB sizin için ne anlama gelmektedir? 

Çalışma kapsamında katılımcıların AB’ye yönelik kişisel algıları ve AB kavramına yükledikleri anlamlar da ölçülmüştür. Katılımcıların büyük bir çoğunluğu AB’yi ekonomik refah, demokrasi ve serbest dolaşım gibi kavramlarla ilişkilendirmektedir. Elde edilen bulgular, katılımcıların AB’yi sadece siyasi ve ekonomik bir birlik olarak görmediklerini işaret etmektedir. AB, katılımcılar tarafından fırsatlar, değerler ve kimlik üzerinden değerlendirilmektedir.

Katılımcıların katılım dereceleri incelendiğinde AB’ye yönelik algının homojen yayılmadığı bazı katılımcıların AB’yi kültürel çeşitlilik ve Hıristiyan kulübü olarak gördükleri ortaya çıkmıştır.  Bu bağlamda Avrupa kimliği ve kültürünün temel değerleri nelerdir? sorusuna katılımcıların büyük çoğunluğu temel insan hakları, demokrasi ve özgürlükler (%73,7; n=456) ile ekonomik kalkınmışlık (%72,7; n=450) unsurlarını Avrupa kimliği ve kültürünün temel değerleri olarak belirtmiştir.

Grafik 7. Kişisel olarak AB sizin için ne anlama gelmektedir?  (2017)

2017 ve 2025 verilerini karşılaştırdığımızda, üniversite öğrencilerinin AB’ye yüklediği anlamlarda ekonomik ve pratik beklentilerin ötesine geçen, değer odaklı bir derinleşme yaşandığı söylenebilir.

2017 yılında AB algısı daha çok bireysel özgürlükler ve kimlik tanımları üzerinden yorumlanabilir. Öne çıkanlar: seyahat özgürlüğü (%13), öğrenim özgürlüğü (%12) ve kültürel çeşitlilik (%14) sıralanabilir. “Hristiyan Kulübü” tanımı ise %12 ile önemli bir yer tutmaktadır.

2025 yılına gelindiğinde AB, sadece bir seyahat alanı olarak değil, temel insan hakları, demokrasi ve özgürlükler (%73,7) ile özdeşleşen değerler kümesi olarak görülmeye başlanmıştır. Bu, AB’nin “siyasi ve ekonomik bir birlik” olmanın ötesinde bir “değerler birliği” olarak algılandığını destekleyen niteliktedir.

Grafik 8. Sizce Avrupa kimliği ve kültürünün temel değerleri nelerdir?

Temel insan hakları, demokrasi ve özgürlükler, 456 katılımcı ile %73,7 oranında en yüksek değeri almıştır. Ardından ekonomik kalkınmışlık, 450 katılımcı ile %72,7 oranında ikinci sırada yer almaktadır. Bilim, edebiyat, felsefe ve sanat ise 370 katılımcı ile %59,8 oranında üçüncü temel değer olarak görülmektedir. Hristiyan dini ve kültürü, 206 katılımcı ile %33,3 oranında kalmıştır. Tarih ise 196 katılımcı ile %31,7 ile en az işaretlenen seçenek olmuştur.

Katılımcıların yaklaşık 4’te 3’ünün “Demokrasi/Haklar” ve “Ekonomik Kalkınmışlık” şıklarını işaretlemesi, Avrupa kimliğinin bu iki sütun üzerine algılandığını göstermektedir. Gençler için Avrupa demek; yüksek demokratik standartlar ve buna eşlik eden ekonomik güç olarak yorumlanabilir.

Grafik 9. Sizce Avrupa kimliği ve kültürünün temel değerleri nelerdir? (2017)

2017 verileri, öğrencilerin AB’yi kişisel özgürlükler için arzulanan ancak dini ve kültürel farklılıklar nedeniyle Türkiye’ye kapalı bir yapı olarak gördüğü şeklinde yorumlanabilir. “Demokrasi” güçlü bir değer olarak görülse de “Din farklılığı” algısı ilişkilerin önündeki en baskın psikolojik bariyer olarak algılanmaktadır.

2017 ve 2025 verileri karşılaştırıldığında, üniversite öğrencilerinin Avrupa kimliğine bakışında kültürel ve dini odaklı bir yaklaşımdan, rasyonel ve değer eksenli bir yaklaşıma geçiş yaptığı görülmektedir. 2017 yılında Avrupa kimliği “Hristiyanlık” ve “Tarih” gibi geleneksel kodlarla daha güçlü ilişkilendirilmiştir. “Din Farklılığı” (%35) Türkiye-AB ilişkilerinin önündeki en büyük engel olarak görülürken, 2025 yılında bu algı yerini insan hakları ve ekonomik kalkınmışlığa bırakmıştır. 2025 yılındaki öğrenciler için Avrupa kimliğinin en temel unsurları Demokrasi ve Haklar (%73,7) ile Ekonomik Kalkınmışlık (%72,7) haline gelmiş; din ve tarihsel miras ise listenin sonuna gerilemiştir.

Bu dönüşüm, katılımcıların AB’yi artık bir “Hristiyan Kulübü” değil, bir “Refah ve Değerler Bloğu” olarak kodladığını göstermektedir. 2017’de ilişkilerin tıkanma sebebi “kimlik uyuşmazlığı” olarak yorumlanırken, 2025’te bu durum tamamen “Türkiye’deki demokrasi ve insan hakları eksikliği” gibi iç siyasal performans kriterlerine bağlanmaktadır.

Araştırmanın ikinci bölümünde katılımcıların AB’nin eğitim, gençlik ve gönüllülük programlarına yönelik ilgi, farkındalık, bilgi düzeyi ve deneyimleri ölçülmüştür.  Elde edilen verilere göre katılımcılar AB programlarına yönelik yüksek ilgi düzeylerine sahiptirler. Ancak diğer yandan bu programlar hakkında bilgiye erişim ve programlara katılım sınırlı düzeyde kalmaktadır.

Araştırmanın bulgularına göre katılımcıların %91,9 AB programlarına katılmak istediğini belirtmiştir. Programlar hakkında farkındalık düzeyleri incelendiğinde ERASMUS+  programı (%91,1) en yüksek bilinirliğe sahip programdır. Bu programın ardından Avrupa Gençlik Portalı (%48,3), Avrupa Dayanışma Programı (%45,4) ve Avrupa Birliği Staj Hareketliliği (%41) en çok bilinen programlardır.  Eurodesk (%30) ve Youthpass (%32) ise diğer program ve araçlara kıyasla daha düşük bilinirlik düzeyine sahiptir. Bu bulgu, AB programları hakkında bilginin ERASMUS+ etrafında yoğunlaştığını ve bu programın sunduğu fırsatların daha çok bilindiğini göstermektedir.

Katılımcıların %60,4’ü Erasmus+ resmî internet sitesini ziyaret ettiğini belirtirken, %31,8’i herhangi bir AB gençlik programına ilişkin resmî bir siteyi ziyaret etmediğini ifade etmiştir. Türkiye Ulusal Ajansı’nın resmî sitesini ziyaret edenlerin oranı %35,7’dir.

Katılımcıların AB ülkesini ziyaret etme, gönüllülük deneyimini ölçen sorular incelendiğinde önemli bulgular belirlenmektedir. Katılımcıların yalnızca %33,3’ü daha önce bir AB üyesi ülkeyi ziyaret etmiştir. Daha önce bir AB projesinde yer alma oranı ise %13,9’dur.  %86,1’inin ise herhangi bir AB projesi deneyimi olmamıştır.

Katılımcıların %67’si herhangi bir gönüllülük faaliyetinde yer almadığını belirtmiştir. Herhangi bir sivil toplum kuruluşuna üyeliği bulunmayan katılımcı oranı ise %70,9’dur. Bu bulgu katılımcıların sivil toplum, katılımcılık ve aktif yurttaşlık anlayışında sınırlı katılım sağladığını göstermektedir.

Çalışmada elde edilen bir diğer önemli bulgu da proje deneyimi olan katılımcıların, AB’yi ekonomik refah ve sosyal koruma ile daha güçlü özdeşleştirmeleridir. Deneyimi olmayanlar bu konularda daha temkinlidir. Örneğin AB’yi bir “Barış” ve “Demokrasi” projesi olarak görme oranı, deneyimi olmayanlara göre belirgin şekilde yüksektir.

“Kültürel kimliğimiz kaybolur” ve “İşsizlik artar” gibi negatif yargılar, her iki grupta da düşük ölçülmüştür. Özellikle proje deneyimi olanlar bu korkulara en az katılan gruptur. Bu durum, AB ile temasın “önyargıları yıktığı” sonucunu doğurur niteliktedir. Benzer şekilde katılımcılar genel olarak AB’yi bir “Hıristiyan Kulübü” olarak görme eğiliminde olmasalar da projelere katılmayanlarda bu algı bir miktar daha yüksek gözlenmiştir.

Sonuç

Yukarıda aktarılan araştırma sonuçlarına göre ortaya çıkan en temel bulgu, Türkiye – AB ilişkilerindeki sorun algısının değişimidir. Son 40 yılda Türkiye kamuoyunun AB ile ilişkilerde en önemli sorun olarak değerlendirdiği konu din ve kimlik farklılığı iken (Akdemir, 2018) bu çalışmada bu sorun demokrasi ve insan hakları sorunları olarak ölçülmüştür. Çalışma sonucunda elde edilen bir diğer önemli bulgu ise AB üyeliğine verilen destek oranıdır araştırmanın sonuçlarına göre AB’ye destek son 30 yılda ölçülen en yüksek destek oranı olmuştur. Buradan çıkan sonuca göre Türkiye’de son yıllarda yaşanan iç siyasi gelişmelerin kamuoyunun hem AB algısı hem de AB desteği konusunda keskin bir etkisinin olduğudur.

Proje Künyesi

Proje Yöneticisi: Prof. Dr. Erhan Akdemir

Araştırma Ekibi: Dr. İbrahim Sarı, Gülay Küçük, Ecem Ünlütürk

Proje Kodu: SBA-2025-2667

Proje Başlangıç / Bitiş Tarihi: 21.01.2025 – 21.05.2026

Erhan Akdemir

Dr. Erhan Akdemir 2003 yılında Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden lisans derecesini almıştır. 2004 yılında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalında Uluslararası İlişkiler Yüksek Lisans eğitimine başlayan Akdemir, 2006 yılında yüksek lisansını, 2012 yılında ise aynı üniversite ve bölümde “Kimlik ve Kültür Tartışmaları Bağlamında Avrupa Kimliğinin ve Kültürünün Oluşumu ve Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerine Etkisi” başlıklı çalışması ile doktora eğitimini tamamlamıştır. Erhan Akdemir doktora çalışmalarının bir bölümünü ise Polonya Devlet bursu kazanarak Polonya’da Varşova Üniversitesi Avrupa Birliği Merkezi’nde yürütmüştür. 2004 – 2013 yılları arasında Ankara Üniversitesi Avrupa Toplulukları Araştırma ve Uygulama Merkezi (ATAUM)’nde Avrupa Birliği Uzmanı olarak görev yapan Akdemir, halen Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Doç. Dr. olarak görev yapmaktadır. Akdemir Eskişehir Avrupa Birliği Derneği Başkanlığını da yürütmektedir.

Bu çalışmaya atıf için: Erhan Akdemir, "Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğrencilerinin Avrupa Birliği Algısı – Erhan Akdemir" Global Panorama, Çevrimiçi Yayın, 18 Haziran 2026, https://www.globalpanorama.org/2026/06/anadolu-universitesi-iktisat-fakultesi-uluslararasi-iliskiler-bolumu-ogrencilerinin-avrupa-birligi-algisi-erhan-akdemir/

Bülten Aboneliği

Sosyal Medyada Paylaşın

PDF Kaydedin / Çıktı Alın

Copyright @ 2025 Global Academy. Design & Development brain.work

Çevrimiçi olarak yayımlanan yazıların tüm telif hakları Panorama dergisine aittir. Aksi belirtilmediği sürece, yayımlanan yazılarda belirtilen görüşler yalnızca yazarına / yazarlarına aittir. UİK, Global Akademi, Panorama Yayın Kurulu ile editörleri ve diğer yazarları bağlamaz.

Bülten Aboneliği

Güncellemelerden haberdar olmak için bültenimize abone olun.